pijamalı tosbaa



merak güzel şey?   Submit
 ()
Reblogged from muslumyuksel

(Source: muslumyuksel, via dahliacats)

 ()
Reblogged from insaart
insaart:


27 Ocak 1299OSMANLI DEVLETİ’nin 714. Kuruluş Yıl dönümü Mübarek Olsun… Bu sevda bitmez.

insaart:

27 Ocak 1299
OSMANLI DEVLETİ’nin 714. Kuruluş Yıl dönümü Mübarek Olsun… 
Bu sevda bitmez.

 ()
Reblogged from tosbagasirti
“Serendi” derler bu tarz evlere köyümde içinde mısır kuruturlar, her evin avlusu geniş olur içinde de mutlaka serendileri olurdu heyy gidi günler. Köyümü özledim ben.

“Serendi” derler bu tarz evlere köyümde içinde mısır kuruturlar, her evin avlusu geniş olur içinde de mutlaka serendileri olurdu heyy gidi günler. Köyümü özledim ben.

 ()
Reblogged from ekmekarasi
ekmekarasi:

2 Ocak 1943. İstanbul, Üsküdar. İyi ki doğdun Barış abi, özlüyoruz seni…

ekmekarasi:

2 Ocak 1943. İstanbul, Üsküdar.
İyi ki doğdun Barış abi, özlüyoruz seni…

 ()
Reblogged from berfo

(Source: berfo, via mavi61)

 ()

Anna—- Tarık tufan (by Topraksizindefteri)

 ()
Reblogged from rechi
rechi:

Lakin oruçlu olduğunu unutup, Suya kanmak gibi değil;Kudüs’ün hayaliyle Mekke’nin sokaklarındanMedine’ye koşan çocuklar gibiyim..Yalınayak ve kimsesiz..Bir yanım Filistin gibi direnişte..Bir yanım yaralı bir Suriye, Bir yanım ölüm teneffüsü ediyor Arakan gibi….Ve DARMADAĞIN BİR ÜMMET GİBİ yüreğim hasret makamında, İçli bir salâ sesi GİBİ yalınayak ve kimsesiz….

rechi:

Lakin oruçlu olduğunu unutup, Suya kanmak gibi değil;
Kudüs’ün hayaliyle Mekke’nin sokaklarından
Medine’ye koşan çocuklar gibiyim..Yalınayak ve kimsesiz..
Bir yanım Filistin gibi direnişte..
Bir yanım yaralı bir Suriye, Bir yanım ölüm teneffüsü ediyor Arakan gibi….
Ve DARMADAĞIN BİR ÜMMET GİBİ yüreğim hasret makamında, İçli bir salâ sesi GİBİ yalınayak ve kimsesiz….

 ()
Reblogged from velasr
esrefimahlukat:

            HEPİMİZ MODERNİZ, HEPİMİZ APTALIZ!            Bu cümle, bazılarını rahatsız edecek belki ama, bir cümle içinde fikir barındırıyorsa ve o fikir hiç kimseyi rahatından etmiyorsa, ne fikrin Hakk’ nezdinde ne de cümlenin hayat nezdinde bir anlamı yoktur kanımca!
            İşbu cümle, Hrant Dink’in öldürülmesi üzerine etrafta dolaşan ve hepimiz’le başlayan cümlelere bir nazire olarak kurulmuştur! Birden herkesin ermeni, herkesin kürt ve herkesin türk kesildiği bir atmosferde kurulmuş ve herkesin nasıl bir oyuna geldiğini deşifre etmeyi amaçlamış bir cümledir, bu cümle! Evet oyuna geldik ve gelmeye devam ediyoruz! Karanlık dönemlerin aydınlık adamlarına o kadar muhtaç olduğumuz bir dönemde bütün bu oyunları bozacak adamlarımız yok maalesef! Modern dünya, oyunlar, paslar, kumpaslar ve goller üzerine kurulu bir dünyadır çünkü!Kalleşliğin bu kadar boy attığı ve hesapların bu kadar grift bir bilmeceye dönüştüğü başka bir zaman dilimi var mıdır tarihte bilmem ama biz, modern dünyanın aptal çocukları olarak oyunun içindeki oyunların içinde bir figüran olarak setteki yerimizi almakla meşgulüz durmadan! İlim peşinde koşarken mürekkebinden damlayan kanların, cihat meydanlarında şehadet peşinde koşan mücahitlerin bedenlerinden toprağa armağan olarak düşen kanlarından daha değerli olduğunu bildiren bir dinin müntesipleri bugün, yeryüzünün halifeliğinden, modern dünyanın postmodern oyunlarında sefalete soyunmuş durumda! Dahası ilim peşinde koşanların yer altına inmek ve yer altından yerin ve göğün bileşenlerine dair hakikatler devşirmek zorunda olduğu zamanların torunları (Ezanın türkçe okutulduğu zamanlar) bugün, film peşinde koşarak figüranlıktan baş rollüğe terfi etmenin derdinde! Yer altındaki Kur’an hadimliğini, yerin üstünde Kur’an hakimiyetine devşirmekle görevli çocuklar bugün oyun ve eğlencenin içerisinden ve duvarlara çivilenmiş Kur’an’ın gözyaşlarından kendilerine bir hayat inşa etmenin tasası içindeler!Hal böyle olunca, her gün biraz daha modernleşen ve modernliğin içinde farkında olunmayan bir kölelikte her gün biraz daha derinleşen garip mahluklara dönüyoruz nitekim! Peki nedir bu modernlik ve doğurduğu aptallık?
            Modern dünya, Allah’ı ve dini, dış kapının dış mandalı hükmünde bir yere oturtma planı üzerine kurulmuş bir dünyadır! Yani din vardır ve onun da bir Rabbi vardır! Modern dünya din ve Allah olgusunun yokluğu üzerine kurulmuş bir dünya değildir! Allah ve din fikrinin varlığı ama hükümsüzlüğü üzerine kurulmuştur modern dünya! Yani istediğiniz dine inanabilir ya da inanmaya bilir fakat dininiz üzerinden bir siyasal ve onun doğurduğu sosyal bir yapı talebinde bulunamazsınız! Sadece inanabilir ve sınırları belli bir dünyada ibadetinizi yapabilirsiniz! Mesela modern dünya, yeryüzünün insana mescid kılındığı fikrini asla kabul etmez! Böylesi bir durumda bütün hoşgörüsü bir den hor görüye dönüşüverir! Çünkü yeryüzünü mescid edinmeye başladığınızda Allah’ın hükümleri kalem kalem kendini yazmaya başlayacaktır hayatın bütün damarlarında! Kurumsal ve kuramsal bütün yapılar Allah’ın emirlerine göre tanzim edilecek ve Allah’ın emirlerine gölge düşürecek hiçbir unsur hoş karşılanmayacaktır! Bu ise modern hayat tarzının dinamitlenmesi demektir! Ve küresel aktörler bunun olmaması, yani dinin(Ki kastımız islam’dır. Çünkü ayetin ifade ettiği üzre “Allah katında tek gerçek din İslam’dır”), hayatın bütün görünümlerini ele geçirmemesi için elinden geleni yapacaktır! Yani din evinize, caminize hapsolan ve kulla Allah arasında bireysel bir hukuktur Modern dünyaya göre! Ve onların gözünden din, hapsedildiği sınırlarından dışarıya çıkmamalı ve hayatın diğer alanlarını asla ele geçirmemelidir! Halbuki İslam, yerinde duramayan bir enerjinin sahibi ve durdurulamayan adamların müntesibi bir dindir! Yani İslam, kendisine tabi olduğunuz andan itibaren, sosyal, siyasal, ekonomik, ahlaki, kültürel ve sanatsal bütün faaliyetlerinize bir ayar vermeye kalkarak hayatınızdaki bütün ayarsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır! Yani İslam, insana, hayatına, sanatına, ekonomisine, devletine ve diyanetine kayıtsız bir din değildir! Müntesiplerinin her şeylerinden sorumlu ve bütün sorunlarını çözen bir dindir!Ama modern hayatın din algısı ve dayatması(ki bu tereyağından kıl çeker gibi yapılan bir dayatmadır), bunun tam tersi olup, kendince insanı bütün zincirlerinden kurtarıp, kapitalin(para) ve sekülerin(la dini) kucağına atmak üzerine kuruludur! Yani evinizde inandığınız Rabb’in kuluyken, evinizden çıktığınız anda modern dünyanın üzerinize sicim gibi yağan araçlarının kulusunuz demektir! Giydiğiniz kıyafetten, selamlaşma biçimine, konuşma tarzınızdan, yürüyüş biçimine kadar kapitalin ve gösterişin egemen olduğu hayatta bir figüran olarak size giydirilen bütün rolleri kayıtsız şartsız yerine getirmek zorundasınızdır! Çünkü Modern hayat, kölelerinin emri dışına çıkarak sağa sola sapmaması için herkese uygun set-up’lar üreterek sizi kendine râm eder! Yani dindarsanız size uygun bir kölelik, dinsizseniz size uygun bir kölelik, sağcıysanız ya da solcuysanız size uygun birer kölelik sunarak sizi esareti altına alır!
            Maalesef bizler de modern dünyanın çocuklarıyız! Gözlerimizi bir sanrıya açarak merhaba dedik bu dünyaya! Modern olan bütün araçlarla okuduk dünyayı! Bütün oyunlara davet edildik ve bütün oyunlarda yenildik! Koskoca yalanların içinde küçücük hakikatlerin peşinden koştuk! Gittiğimiz yerle, kaldığımız yerde hep kendimizi kaybettik! Bir türlü bulamadığımız kendimizden dünyaya, ufuk ötesi bakışlar atamadık! Ne dedilerse yaptık! Ne verdilerse yedik! Neyi istedilerse içtik!  Neyi dayattılarsa izledik! Neyi söyledilerse dinledik! Neye rey dedilerse oraya oy dedik! Oy dedik ve oylum oylum, selvi boylumu yedik! Neye koş dedilerse koştuk! Tut dediler tuttuk! Put dediler yuttuk! Tap dediler taptık! Kalk dediler kalktık! Yat dediler yattık! Sürün dediler süründük! Aç dediler açtık! Açıl dediler açıldık!  Saç dediler saçtık! Saçıl dediler saçıldık! As dediler astık! Kas dediler kasıldık! Ne dedilerse yaptık!   Meydanları, modern tutsaklığın içinde özgürlük çığlıklarıyla doldurduk! Meydanları doldurdukça kendimizi boşalttık! Bağır dediler bağırdık! Dünyayı sloganlara boğduk! Tezahürat dediler, stadlara koştuk! Hiç tanımadığımız adamlara küfrettik! Bütün ağırlığımızla açtığımız ağzımızı, olanca hafifliğimizle kapattık! Bin dediler bindik! Gelen bütün dolmuşlara bindik! İn dediler indik! Olmadı atladık! Daha olmadı atıldık! Hatta satıldık! Aldattığımız için aldatıldık! Varlığımızı leşlerimizin üzerine inşa ettik! Dünyayı günahın rengine boyadık!   Doğduğuna pişman edeceğimiz hamburgerlerin istilasına, başımızın üstünde mekan verdik! Ahlaksızlığın kanallarını(televizyon) kanalizasyonlarda boğacakken kucaklarımızı açtık ve kucaklarına oturduk! Edepsizliğin pazarı ve pazarın bütün edepsizliğini(moda), giyotine kurban edecekken, kıyafetlerin kifayetsizliğine kurban edildik! Karı-koca arasına nifak soktular ve çocuklarımızı bunalıma sürüklediler, biz psikolojik sorunlar diyip içimize çektik! Yalanın, riyanın ve aldatmanın endüstrisini kurdular ve insanları birbirlerine kırdırdılar, biz insan dedik, toplum dedik, sosyolojik reaksiyonlar dedik ve içimize çektik! İlerleme, ilerleme, ilerleme dediler ve geride kalanların kanını içtiler biz de kariyer dedik ve planlarımızı içtik! Kadın, kadın, kadın dediler ve bütün annelerden ve annelikten intikam aldılar, biz de modern dünya ve eşitlik diyip insanın insana(kadın-erkek) zulmünün dikalasını içtik! Ve hala içiyoruz durmadan! Her gün biraz daha sarhoş olurcasına içiyoruz! Her gün biraz daha aptallaşırcasına çekiyoruz modern dünyanın, post-modern uyuşturucularını! Böylece, hayatın bütün esrarını aldılar ve ölümcül otlarla hapların izdivacı bir dünyayı bize hediye ettiler! Modern olan ne varsa, içimizde, işimizde, aşımızda kol geziyor ve aptallaştırıcı etkisiyle bizi Allah’ın ayetlerinden men ediyor bugün! Ve Allah’ın ayetlerinden olan insan, bir türlü insan olarak yeryüzüne halife olamıyor! Halife olamayan insan ise olsa olsa , modern dünyanın sanrılarının kölesi oluyor! Ve her gün biraz daha modern! Ve her gün biraz daha aptallaşarak!
             Velhasıl, hepimiz’le başlayan ve hala kurulmaya devam eden cümlelerin ard alanında modern ve hastalıklı bir psikoz var! İnsanlık adına kurulan hepimiz’le başlayan cümlelerin içinde insanlık adına hiçbir şey yok! Varsa varsa, kendini aldatma endüstrisi gibi çalışan modernliğin kuklalığı var! Çünkü farklı yaratılmış ama bir olması ve tevhidde buluşması için dünyaya gönderilmiş insanlık adına, hepimiz’le başlayan cümleler, faşizan bir durumdan başka bir anlam ifade etmiyor! Ve bu faşizan durum, yeni faşist reaksiyonlara meydan vermekten başka bir işe yaramıyor!İslam’ın tez elden yasakladığı ve nefes almasına bile müsaade etmediği faşizm(ırkçılık), modern dünyanın kimden peydahladığı belli olmayan ama bütün dünyaya pazarladığı bir çocuktur! Bu virüs(ırkçılık) bugün, bütün dünyayı ele geçirmiş ve toplumların beyinlerini sökerek, düşünebilme özelliklerini yok etmiş durumda! Çünkü kaynağını fikirden değil de duygulardan ve coşkudan alan bu anlayış, kitlelerin gaz motoru hükmünde adeta! Yani rahatlıkla galeyana geldiğiniz ve hiçbir sorgulama yapmadan saldırabildiğiniz bir psikozdur ırkçılık! Modern dünyanın oyununa gelerek bu hastalığa tutulmuş bizler, tepkimizi bu psikozdan yükselttiğimiz zaman ortaya hepimiz Ermeni’yiz, ya da hepimiz Türk’üz, ya da hepimiz Kürt’üz gibi cümleler çıkıyor! Halbuki Ermeni Ermeni’dir! Türk Türk’tür! Kürt ise Kürt’tür! Türk ve Kürt birbirinin içinde ve Müslüman’dır! Et ve tırnak gibidir çünkü Allah’a imanda birleşmiş ve asla ayrılmamanın, kopmamanın andını içmişlerdir! Çünkü Peygamber” inananlar kardeştir” demiştir! Cemil Meriç’te buna “ İnananlar, yani hakikati birlikte arayanlar” diye şerh düşmüştür! Yani dert, hakikattir! Müslümanın tek derdi Hakk’ ve hakikattir! Ve bir cinayetin ya da bir katliamın hakikatine, faşizmi doğuracak tepkilerle ulaşılamaz! Çünkü adaletin de dalaletin de ırkı yoktur! Irkları aşarak adaleti tesis etmek ve dalalete dur diyebilmek gerekir! Çünkü dalaletten sakınarak adaleti tesis etmek bütün insanlığa hak ve mirastır! Bu hakkı inşa etmek ve gelecek kuşaklara miras bırakmak içinse her şeyden önce içimizdeki kusmukların toplamı olan modernlikle bütün hesaplaşmalarımızı verip kendimizi azad etmemiz ve özgürleşmiş bir bakışla dünyaya bakmamız gerekir! Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde ne iman ne de adalet yer alır! Olsa olsa dalalet, zulüm ve kölelik yer alır!
Allah’ım bizi, modernlik belasından ve aptallaştırıcı hegemonyasından kurtar! Ve bizi, imanın doğurduğu özgürlük çığlıklarına bağışla! Aminnn!        
İsmail Erdoğan, Gerçek Hayat ( 07.05.12) Sayı: 602

esrefimahlukat:

            HEPİMİZ MODERNİZ, HEPİMİZ APTALIZ!

            Bu cümle, bazılarını rahatsız edecek belki ama, bir cümle içinde fikir barındırıyorsa ve o fikir hiç kimseyi rahatından etmiyorsa, ne fikrin Hakk’ nezdinde ne de cümlenin hayat nezdinde bir anlamı yoktur kanımca!

            İşbu cümle, Hrant Dink’in öldürülmesi üzerine etrafta dolaşan ve hepimiz’le başlayan cümlelere bir nazire olarak kurulmuştur! Birden herkesin ermeni, herkesin kürt ve herkesin türk kesildiği bir atmosferde kurulmuş ve herkesin nasıl bir oyuna geldiğini deşifre etmeyi amaçlamış bir cümledir, bu cümle! Evet oyuna geldik ve gelmeye devam ediyoruz! Karanlık dönemlerin aydınlık adamlarına o kadar muhtaç olduğumuz bir dönemde bütün bu oyunları bozacak adamlarımız yok maalesef! Modern dünya, oyunlar, paslar, kumpaslar ve goller üzerine kurulu bir dünyadır çünkü!Kalleşliğin bu kadar boy attığı ve hesapların bu kadar grift bir bilmeceye dönüştüğü başka bir zaman dilimi var mıdır tarihte bilmem ama biz, modern dünyanın aptal çocukları olarak oyunun içindeki oyunların içinde bir figüran olarak setteki yerimizi almakla meşgulüz durmadan! İlim peşinde koşarken mürekkebinden damlayan kanların, cihat meydanlarında şehadet peşinde koşan mücahitlerin bedenlerinden toprağa armağan olarak düşen kanlarından daha değerli olduğunu bildiren bir dinin müntesipleri bugün, yeryüzünün halifeliğinden, modern dünyanın postmodern oyunlarında sefalete soyunmuş durumda! Dahası ilim peşinde koşanların yer altına inmek ve yer altından yerin ve göğün bileşenlerine dair hakikatler devşirmek zorunda olduğu zamanların torunları (Ezanın türkçe okutulduğu zamanlar) bugün, film peşinde koşarak figüranlıktan baş rollüğe terfi etmenin derdinde! Yer altındaki Kur’an hadimliğini, yerin üstünde Kur’an hakimiyetine devşirmekle görevli çocuklar bugün oyun ve eğlencenin içerisinden ve duvarlara çivilenmiş Kur’an’ın gözyaşlarından kendilerine bir hayat inşa etmenin tasası içindeler!Hal böyle olunca, her gün biraz daha modernleşen ve modernliğin içinde farkında olunmayan bir kölelikte her gün biraz daha derinleşen garip mahluklara dönüyoruz nitekim! Peki nedir bu modernlik ve doğurduğu aptallık?

            Modern dünya, Allah’ı ve dini, dış kapının dış mandalı hükmünde bir yere oturtma planı üzerine kurulmuş bir dünyadır! Yani din vardır ve onun da bir Rabbi vardır! Modern dünya din ve Allah olgusunun yokluğu üzerine kurulmuş bir dünya değildir! Allah ve din fikrinin varlığı ama hükümsüzlüğü üzerine kurulmuştur modern dünya! Yani istediğiniz dine inanabilir ya da inanmaya bilir fakat dininiz üzerinden bir siyasal ve onun doğurduğu sosyal bir yapı talebinde bulunamazsınız! Sadece inanabilir ve sınırları belli bir dünyada ibadetinizi yapabilirsiniz! Mesela modern dünya, yeryüzünün insana mescid kılındığı fikrini asla kabul etmez! Böylesi bir durumda bütün hoşgörüsü bir den hor görüye dönüşüverir! Çünkü yeryüzünü mescid edinmeye başladığınızda Allah’ın hükümleri kalem kalem kendini yazmaya başlayacaktır hayatın bütün damarlarında! Kurumsal ve kuramsal bütün yapılar Allah’ın emirlerine göre tanzim edilecek ve Allah’ın emirlerine gölge düşürecek hiçbir unsur hoş karşılanmayacaktır! Bu ise modern hayat tarzının dinamitlenmesi demektir! Ve küresel aktörler bunun olmaması, yani dinin(Ki kastımız islam’dır. Çünkü ayetin ifade ettiği üzre “Allah katında tek gerçek din İslam’dır”), hayatın bütün görünümlerini ele geçirmemesi için elinden geleni yapacaktır! Yani din evinize, caminize hapsolan ve kulla Allah arasında bireysel bir hukuktur Modern dünyaya göre! Ve onların gözünden din, hapsedildiği sınırlarından dışarıya çıkmamalı ve hayatın diğer alanlarını asla ele geçirmemelidir! Halbuki İslam, yerinde duramayan bir enerjinin sahibi ve durdurulamayan adamların müntesibi bir dindir! Yani İslam, kendisine tabi olduğunuz andan itibaren, sosyal, siyasal, ekonomik, ahlaki, kültürel ve sanatsal bütün faaliyetlerinize bir ayar vermeye kalkarak hayatınızdaki bütün ayarsızlıkları ortadan kaldırmaya çalışır! Yani İslam, insana, hayatına, sanatına, ekonomisine, devletine ve diyanetine kayıtsız bir din değildir! Müntesiplerinin her şeylerinden sorumlu ve bütün sorunlarını çözen bir dindir!Ama modern hayatın din algısı ve dayatması(ki bu tereyağından kıl çeker gibi yapılan bir dayatmadır), bunun tam tersi olup, kendince insanı bütün zincirlerinden kurtarıp, kapitalin(para) ve sekülerin(la dini) kucağına atmak üzerine kuruludur! Yani evinizde inandığınız Rabb’in kuluyken, evinizden çıktığınız anda modern dünyanın üzerinize sicim gibi yağan araçlarının kulusunuz demektir! Giydiğiniz kıyafetten, selamlaşma biçimine, konuşma tarzınızdan, yürüyüş biçimine kadar kapitalin ve gösterişin egemen olduğu hayatta bir figüran olarak size giydirilen bütün rolleri kayıtsız şartsız yerine getirmek zorundasınızdır! Çünkü Modern hayat, kölelerinin emri dışına çıkarak sağa sola sapmaması için herkese uygun set-up’lar üreterek sizi kendine râm eder! Yani dindarsanız size uygun bir kölelik, dinsizseniz size uygun bir kölelik, sağcıysanız ya da solcuysanız size uygun birer kölelik sunarak sizi esareti altına alır!

            Maalesef bizler de modern dünyanın çocuklarıyız! Gözlerimizi bir sanrıya açarak merhaba dedik bu dünyaya! Modern olan bütün araçlarla okuduk dünyayı! Bütün oyunlara davet edildik ve bütün oyunlarda yenildik! Koskoca yalanların içinde küçücük hakikatlerin peşinden koştuk! Gittiğimiz yerle, kaldığımız yerde hep kendimizi kaybettik! Bir türlü bulamadığımız kendimizden dünyaya, ufuk ötesi bakışlar atamadık! Ne dedilerse yaptık! Ne verdilerse yedik! Neyi istedilerse içtik!  Neyi dayattılarsa izledik! Neyi söyledilerse dinledik! Neye rey dedilerse oraya oy dedik! Oy dedik ve oylum oylum, selvi boylumu yedik! Neye koş dedilerse koştuk! Tut dediler tuttuk! Put dediler yuttuk! Tap dediler taptık! Kalk dediler kalktık! Yat dediler yattık! Sürün dediler süründük! Aç dediler açtık! Açıl dediler açıldık!  Saç dediler saçtık! Saçıl dediler saçıldık! As dediler astık! Kas dediler kasıldık! Ne dedilerse yaptık!   Meydanları, modern tutsaklığın içinde özgürlük çığlıklarıyla doldurduk! Meydanları doldurdukça kendimizi boşalttık! Bağır dediler bağırdık! Dünyayı sloganlara boğduk! Tezahürat dediler, stadlara koştuk! Hiç tanımadığımız adamlara küfrettik! Bütün ağırlığımızla açtığımız ağzımızı, olanca hafifliğimizle kapattık! Bin dediler bindik! Gelen bütün dolmuşlara bindik! İn dediler indik! Olmadı atladık! Daha olmadı atıldık! Hatta satıldık! Aldattığımız için aldatıldık! Varlığımızı leşlerimizin üzerine inşa ettik! Dünyayı günahın rengine boyadık!   Doğduğuna pişman edeceğimiz hamburgerlerin istilasına, başımızın üstünde mekan verdik! Ahlaksızlığın kanallarını(televizyon) kanalizasyonlarda boğacakken kucaklarımızı açtık ve kucaklarına oturduk! Edepsizliğin pazarı ve pazarın bütün edepsizliğini(moda), giyotine kurban edecekken, kıyafetlerin kifayetsizliğine kurban edildik! Karı-koca arasına nifak soktular ve çocuklarımızı bunalıma sürüklediler, biz psikolojik sorunlar diyip içimize çektik! Yalanın, riyanın ve aldatmanın endüstrisini kurdular ve insanları birbirlerine kırdırdılar, biz insan dedik, toplum dedik, sosyolojik reaksiyonlar dedik ve içimize çektik! İlerleme, ilerleme, ilerleme dediler ve geride kalanların kanını içtiler biz de kariyer dedik ve planlarımızı içtik! Kadın, kadın, kadın dediler ve bütün annelerden ve annelikten intikam aldılar, biz de modern dünya ve eşitlik diyip insanın insana(kadın-erkek) zulmünün dikalasını içtik! Ve hala içiyoruz durmadan! Her gün biraz daha sarhoş olurcasına içiyoruz! Her gün biraz daha aptallaşırcasına çekiyoruz modern dünyanın, post-modern uyuşturucularını! Böylece, hayatın bütün esrarını aldılar ve ölümcül otlarla hapların izdivacı bir dünyayı bize hediye ettiler! Modern olan ne varsa, içimizde, işimizde, aşımızda kol geziyor ve aptallaştırıcı etkisiyle bizi Allah’ın ayetlerinden men ediyor bugün! Ve Allah’ın ayetlerinden olan insan, bir türlü insan olarak yeryüzüne halife olamıyor! Halife olamayan insan ise olsa olsa , modern dünyanın sanrılarının kölesi oluyor! Ve her gün biraz daha modern! Ve her gün biraz daha aptallaşarak!

             Velhasıl, hepimiz’le başlayan ve hala kurulmaya devam eden cümlelerin ard alanında modern ve hastalıklı bir psikoz var! İnsanlık adına kurulan hepimiz’le başlayan cümlelerin içinde insanlık adına hiçbir şey yok! Varsa varsa, kendini aldatma endüstrisi gibi çalışan modernliğin kuklalığı var! Çünkü farklı yaratılmış ama bir olması ve tevhidde buluşması için dünyaya gönderilmiş insanlık adına, hepimiz’le başlayan cümleler, faşizan bir durumdan başka bir anlam ifade etmiyor! Ve bu faşizan durum, yeni faşist reaksiyonlara meydan vermekten başka bir işe yaramıyor!İslam’ın tez elden yasakladığı ve nefes almasına bile müsaade etmediği faşizm(ırkçılık), modern dünyanın kimden peydahladığı belli olmayan ama bütün dünyaya pazarladığı bir çocuktur! Bu virüs(ırkçılık) bugün, bütün dünyayı ele geçirmiş ve toplumların beyinlerini sökerek, düşünebilme özelliklerini yok etmiş durumda! Çünkü kaynağını fikirden değil de duygulardan ve coşkudan alan bu anlayış, kitlelerin gaz motoru hükmünde adeta! Yani rahatlıkla galeyana geldiğiniz ve hiçbir sorgulama yapmadan saldırabildiğiniz bir psikozdur ırkçılık! Modern dünyanın oyununa gelerek bu hastalığa tutulmuş bizler, tepkimizi bu psikozdan yükselttiğimiz zaman ortaya hepimiz Ermeni’yiz, ya da hepimiz Türk’üz, ya da hepimiz Kürt’üz gibi cümleler çıkıyor! Halbuki Ermeni Ermeni’dir! Türk Türk’tür! Kürt ise Kürt’tür! Türk ve Kürt birbirinin içinde ve Müslüman’dır! Et ve tırnak gibidir çünkü Allah’a imanda birleşmiş ve asla ayrılmamanın, kopmamanın andını içmişlerdir! Çünkü Peygamber” inananlar kardeştir” demiştir! Cemil Meriç’te buna “ İnananlar, yani hakikati birlikte arayanlar” diye şerh düşmüştür! Yani dert, hakikattir! Müslümanın tek derdi Hakk’ ve hakikattir! Ve bir cinayetin ya da bir katliamın hakikatine, faşizmi doğuracak tepkilerle ulaşılamaz! Çünkü adaletin de dalaletin de ırkı yoktur! Irkları aşarak adaleti tesis etmek ve dalalete dur diyebilmek gerekir! Çünkü dalaletten sakınarak adaleti tesis etmek bütün insanlığa hak ve mirastır! Bu hakkı inşa etmek ve gelecek kuşaklara miras bırakmak içinse her şeyden önce içimizdeki kusmukların toplamı olan modernlikle bütün hesaplaşmalarımızı verip kendimizi azad etmemiz ve özgürleşmiş bir bakışla dünyaya bakmamız gerekir! Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde ne iman ne de adalet yer alır! Olsa olsa dalalet, zulüm ve kölelik yer alır!

Allah’ım bizi, modernlik belasından ve aptallaştırıcı hegemonyasından kurtar! Ve bizi, imanın doğurduğu özgürlük çığlıklarına bağışla! Aminnn!        

  • İsmail Erdoğan, Gerçek Hayat ( 07.05.12) Sayı: 602